her saniye milyonlarca kimyasal denklemin, fizik yasalarının, ince matematik hesaplarının sonucu olan bir insan olarak; kendi vücudunun kopya kağıdına ihtiyaç duymadan ölçüp, biçip yapabildiği eylemleri; sınav kağıdına aktaramıyor olmak, zaman zaman insanın ağrına gitmekle birlikte, her standart tıp fakültesi öğrencisinin yaptığı ve yapması gerektiği üzere; üzerinde durmamak akıllıca bir hareket olacaktır.
ancak; böyle bir yaklaşımın, öncelikle fakülteyi bitirmek için gerekli olan sınav performansı üzerinde olumsuz etkileri olmak ile birlikte, bilhassa fakülteyi bitirip önlük-steteskop-allah üçlemesi
ancak; böyle bir yaklaşımın, öncelikle fakülteyi bitirmek için gerekli olan sınav performansı üzerinde olumsuz etkileri olmak ile birlikte, bilhassa fakülteyi bitirip önlük-steteskop-allah üçlemesi
eşliğinde hasta ile karşı karşıya kalındığı durumlarda; üç kulvallah bir elham seviyesine ermekle sonuçlanması olasıdır.
bu sebepledir ki; bu güzide denklemler birlikteliğinin çalışma prensiplerini, lisan-ı münasip ile, vücut bütünlüğünün içerisine zerk edilme yolunda en azından 'niyet'li davranılması, tababet ilminin şartlarından olarak kabul edilmeli, konu ile ilgili direnç gösterilmemelidir.
sözkonusu yaklaşımın bir diğer faidesi ise, ilim irfan yuvası olan tıp fakültesi bünyesinde sorular son derece akademik, bilhassa bohem bir hava içinde yönlendiriliyor olmak ile birlikte; gerçek hayatta karşılaşılacak olan sorular, genellikle "gastede okudum geçen" ya da "asabi şekerim var benim" gibi bilinmeyen ve asla üzerinde düşünülmemiş olan yerlerden gelmektedir ki; bu durum, far tutulmuş tavşan misali PAN'ın 11 kriterini saymaktan çok daha farklı bir alt yapı gerektirir. yöneltilen sorulara cevap verilememesi durumu ise -evlerden ırak- hekim-hasta ilişkisinin vazgeçilmesi olan güven öğesini yerle bir etmek sureti ile; bir sonraki basamakta yapılacak işlem sivilce sıkmak bile olsa, anlam verilemeyen bir direnç ve sorgulama ile sonuçlanır.
"direnme-zevk al" mottosu, ve çok ünlü olmasa da hatrı sayılır bir hematoloji profesörünün belirtmiş olduğu gibi "herhangi bir deliğinizden en ufak bir şey bile girse kâr sayacaksınız" düşüncesine sıkı sıkıya tutunarak; 'en azından girecek olanın ne olduğuna ve nereden gireceğine ben karar verdim' özgüvenine sığınmayı yeğleyen ben; bu uğurda izlemiş olduğum yolculuk ile ilgili anılarımı sizlerle paylaşmaktayım efendiler.
tababet ilminin her safhasında olduğu üzere; burada yer alan bilgilerden kesinlikle sorumlu olmadığımı bildirmek durumundayım. şimdiden bilmenizi isterim ki, sınavdan benim yüzümden atılmadınız; o hastayı da ben pıçaklamadım.
ve daha fazla bilgi isteyenler tarihi osmanlı mecmuasının ilgili cüzüne başvurabilir!
özetle; "patates haşlamayı senden öğrenecek değiliz" der gibisiniz; ancak sözkonusu eylemin kulağa hoş ve de boş gelse de, ilk kez yapacak biri için ne kadar komplike bir durum olacağını tezahür edin ve kardeş kardeş oynayın!
bu sebepledir ki; bu güzide denklemler birlikteliğinin çalışma prensiplerini, lisan-ı münasip ile, vücut bütünlüğünün içerisine zerk edilme yolunda en azından 'niyet'li davranılması, tababet ilminin şartlarından olarak kabul edilmeli, konu ile ilgili direnç gösterilmemelidir.
sözkonusu yaklaşımın bir diğer faidesi ise, ilim irfan yuvası olan tıp fakültesi bünyesinde sorular son derece akademik, bilhassa bohem bir hava içinde yönlendiriliyor olmak ile birlikte; gerçek hayatta karşılaşılacak olan sorular, genellikle "gastede okudum geçen" ya da "asabi şekerim var benim" gibi bilinmeyen ve asla üzerinde düşünülmemiş olan yerlerden gelmektedir ki; bu durum, far tutulmuş tavşan misali PAN'ın 11 kriterini saymaktan çok daha farklı bir alt yapı gerektirir. yöneltilen sorulara cevap verilememesi durumu ise -evlerden ırak- hekim-hasta ilişkisinin vazgeçilmesi olan güven öğesini yerle bir etmek sureti ile; bir sonraki basamakta yapılacak işlem sivilce sıkmak bile olsa, anlam verilemeyen bir direnç ve sorgulama ile sonuçlanır.
"direnme-zevk al" mottosu, ve çok ünlü olmasa da hatrı sayılır bir hematoloji profesörünün belirtmiş olduğu gibi "herhangi bir deliğinizden en ufak bir şey bile girse kâr sayacaksınız" düşüncesine sıkı sıkıya tutunarak; 'en azından girecek olanın ne olduğuna ve nereden gireceğine ben karar verdim' özgüvenine sığınmayı yeğleyen ben; bu uğurda izlemiş olduğum yolculuk ile ilgili anılarımı sizlerle paylaşmaktayım efendiler.
tababet ilminin her safhasında olduğu üzere; burada yer alan bilgilerden kesinlikle sorumlu olmadığımı bildirmek durumundayım. şimdiden bilmenizi isterim ki, sınavdan benim yüzümden atılmadınız; o hastayı da ben pıçaklamadım.
ve daha fazla bilgi isteyenler tarihi osmanlı mecmuasının ilgili cüzüne başvurabilir!
özetle; "patates haşlamayı senden öğrenecek değiliz" der gibisiniz; ancak sözkonusu eylemin kulağa hoş ve de boş gelse de, ilk kez yapacak biri için ne kadar komplike bir durum olacağını tezahür edin ve kardeş kardeş oynayın!