nefroloji camiasını bağırım bağırım bağırtan, adına kongreler ve eğitim programları düzenlenen; bywaters' sendrom olarak asla anılmayan sendromdur
olayın özünü tepesine uzun süre ile yük binmiş, hatrı sayılır meblada kas kütlesi yatar. (öyle elimi kapıya sıkıştırdım, bacağımın üzerine oturdum gibi şikayetlerle başvurmayınız)
kasın üzerindeki yükün kaldırılmasını müteakip yaşanan olaya reperfüzyon iskemisidenir ki, bu durumun yarattığı sorun böbrekleri etkilemesi ile bir takım elektrolit değişiklikleri vasıtası ile tüm vücuda nüfuz eder.
"ne yani? yükü kaldırdım, rahatlayacağına başıma iş mi açıyor bir de?" yaklaşımı her ne kadar mantığın sesini yansıtsa da, parçapinçik olmuş kas hücrelerinden dışarı salınması kuvvetle muhtemel myoglobin böbreklere fevkalade toksiktir. böbrek de nazlı organdır, böyle muamelelere gelemez
(izleyenler hatırlayacaktır, dr house ın bacak ağrısını müteakip çişinin çay rengi çıkmasına sebebiyet veren ve dahi kalp krizi geçirdiğine inanmasına yol açan durum myoglobinin toksik etkisine dayalı zarar görmüş böbreğinin yol açtığı -behey- hiperkalemidir)
konu hakkında nefrologların dilekleri ise, ağır travmalardan sonra, 'holey! adamı göcük altından çıkardık, iki resim çektirelim!!' demeden önce damar yolu açmanız (mümkünse birkaç tane) , volüm kaybını ve hiperkalemi yi engellemenizdir
zira bu insanların, göçük altından sağlam çıkıp, hastaneye gidene kadar yolda kaybedilmeleri; veya kronik böbrek hastalarına dönüşmelerinin suçlusu hep bu sendromdur
daha ayrıntılı bilgi isteyenler tarihi osmanlı mecmuasının indeksine bakabilir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder